Transferler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Transferler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2010 Pazartesi

El-Cevap


fenerbahce.org bir önceki postumdan 3 gün sonra posta cevap niteliğinde şu haberi yayınladı.

"20 Şubat 2010 tarihinden, spor basını tarafından yazılıp çizilen yeni sezon için transfer edeceğimiz oyuncuların isimlerini ’Transfer Spekülasyonu’ olarak kayıt altına almaya başladık. Kulübümüz yayınlanan bu haberler ile ilgili yalan ya da doğru ifadesini kullanmadan, bunların birer spekülasyon olduğunu internet sitesinde duyurdu. Bunların spekülasyon olduğunu, dolayısıyla yalan ya da doğru şeklinde bir yorumda bulunmadığımıza özellikle bir kez daha dikkat çekmek istiyoruz.

Basın yayın kuruluşları, 20 Şubat 2010-1 Eylül 2010 tarihleri arasında aşağıda isimleri bulunan toplam 260 futbolcu ile ilgili transfer çalışması yürüttüğümüzü öne sürdü. Dünyada hiçbir futbol takımının bir sezonda 260 futbolcu ile ilgilenmesi ya da transfer etmesi mümkün değildir. Dolayısıyla yaptığımız "Spekülasyon" açıklamasını her fırsatta eleştirenler ile ilgili takdiri kamuoyuna bırakıyoruz.

Kulübün "Kulübümüz yayınlanan bu haberler ile ilgili yalan ya da doğru ifadesini kullanmadan, bunların birer spekülasyon olduğunu internet sitesinde duyurdu. Bunların spekülasyon olduğunu, dolayısıyla yalan ya da doğru şeklinde bir yorumda bulunmadığımıza özellikle bir kez daha dikkat çekmek istiyoruz. " açıklaması kelime oyunundan öteye gitmeyen kendilerini kurtarmaya yönelik bir açıklamadır. Türk Dil Kurumu "spekülasyon" kelimesini üç manada açıklıyor. Vurgunculuk, saptırma ve kurgu. Sitede kullanılan anlamın saptırma olduğunu bilmek için üniversite bitirmek gerekmiyor. Cümle içinde kullanınca mana ortaya çıkıyor :)
"Efendim biz doğru da demedik yalan da demedik ama transfer haberleri saptırılıyor" cümlesini bir sürü transfer haberi için diyebilirsiniz. Kaldı ki Şubat 2010-Eylül 2010 tarihleri arasında 260 futbolcunun adının Fenerbahçe ile anıldığını yazan basın eşşeğin kulağına suyu kaçırmıştır zaten. Ancak aynı gün bir transferi spekülasyon olarak verip bir kaç saat sonra transferi duyurmak basına ve bana malzeme olmak dışında bir yarar sağlamayacaktır kulübe. Ayrıca basının 260 tane hatasındansa kulübün tek bir hatası beni daha çok ilgilendirmektedir. Bu tür haberler ve açıklamalarla haklı oldukları davada kendilerini gülünç duruma düşürmelerinin gereğide yoktur.

1 Eylül 2010 Çarşamba

Yalancı Çoban

Spor medyamızın konu transfer haberleri olunca tutulacak yanının olmadığını daha önce defalarca yazdık. Fenerbahçe'nin medyada çıkan transfer haberlerini yalanlamak adına resmi sitesine "Transfer Spekülasyonları" diye bir bölüm koyduğunu da. Buradan bloga çok malzeme çıkar öngörümde de yanılmadım. Dün resmi sitede arka arkaya verilen iki haber bunun yeni bir örneği.
Bir kulübün transfer haberini yalanlamasının bir çok haklı nedeni olabilir. Gerçekten o transferle ilgilenilmiyordur. Yapılan haberler transferi zora sokuyor,maliyeti yükseltiyordur vs. vs. Ancak Serkan Kırıntılı transferini imza aşamasına gelmeden de sağır sultan duymuşken, bir kaç saat sonra resmi siteden de açıklanacakken yalanlamanın mantığını kavramak gerçekten güç. Eğer yönetim "Biz açıklamadan hiç bir transfer doğru değildir." mantığıyla hareket edip bu yola başvuruyorsa atladıkları önemli bir nokta var. Habercilikte haberin değeri onu ilk önce duyurabilmeklede fazlasıyla alakalıdır. Kimse resmi sitenin paşa keyfini bekleyip transfer haberi yapmak zorunda değil. Böyle davranan resmi site kendisini yalancı çoban durumuna düşürmekten başka bir halt etmemekte ve kamuoyu önünde saygınlığını yitirmektedir. İlgililere bir kez daha duyurulur.

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Hey Gidi Günler Hey

Bu takımın efsanelerinden biriydi Toni Schumacher. 103 gollü şampiyonluktaki efsane kadronun kalecisiydi. Fotoğraf onu sarı lacivert renklere bağlayan imza töreninden. Fotoğraftakilerin bir çoğu tanıdık simalar. Ancak sol arkadaki bağrı açık, altın kolyeli, Arif Susam sakallı arkadaş kimdir necidir bir aydınlatan olursa sevineceğim ...

20 Ağustos 2010 Cuma

Kadro Derinliğinde Boğulabilme İhtimali

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Selanik'e giderken kadronda hala Volkan Babacan ve Önder Turacı varsa transfer politikanda büyük bir zaafiyet olduğu açıktır. Sezona lig, kupa ve avrupada başarı hedefiyle başlayan bir takımın dün geceki maça başlarken ki yedek kadrosu Mert Günok, Önder, Okan Alkan, Gökay, Özer Hurmacı, Gökhan Ünal ve Niang olması kadro derinliği konusunda yeterince ipucu vermekte. Tamam Bilica, Bekir ve Stoch kart cezalısı, Emre ve Dia sakat. Onlar olsaydı böyle bir kadro ile sahaya çıkılmazdı diyebilirsiniz. Peki kim böyle bir tabloyla(sakatlar ve cezalılar) uzun lig ve kupa maratonunda karşılaşılmayacağının garantisini verebilir. (Uzun avrupa maratonu diye yazmaya elim gitmedi açıkcası.)
Bu takım hala Volkan Babacan'nın, Önder Turacı'nın eline bakıyor. Sol ve sağ beklerinin alternatifi yok. Hatta stoperlerinin de. Sakatlanmaya ve kart görmeye çok müsait Emre'ninde. O zaman soruyorum bir takım niçin transfer yapar?
Bu sezon transfer edilen 5 futbolcunun kapasite ve mevkilerine tek tek bakalım.
İlhan: Önder'den ümidini kesen, Bekir'den gerekli verimi alamayan yönetim, geçen sezonun sabıkalısı Bilica'nın bile yerini doldurmada soru işaretleri bırakan İlhan'la anlaştı. Sol ayaklı olması beklentileri karşılamaya yeterli değil bence. Bu takımın Lugano'dan daha iyi bir stopere ihtiyacı var. Eğer büyük düşünülüyorsa.
Caner: Geldiği günden beri çok fazla maç oynamadı. Oynadıklarında da vasata bile ulaşamadı. Sol bek olarak Santos'a yaklaşamaz bile. Sol açık olarak Uğur'u da Vederson'u da aratmakta. Sezonun büyük bölümünü kulübede geçirecek gibi görünüyor.
Dia: Savunma yönünün zayıf olduğunu kendisi itiraf etti. Sağ açıkta Kazım,Mehmet Topuz ve Özer'i bile oynatabilecekken Dia takımdaki asıl eksiklikleri doldurmaktan uzak bir transfer. Kumaşı kötü değil ama 6+2 nin 2 si olur.
Stoch: Vederson'un satılması, Uğur'un ciddi bir sakatlık geçirmesinden sonra sol kanata transfer yapılması şart olmuştu. Bu mevkiye savunma yönü biraz eksik olmakla beraber Stoch gibi bir ismin Chealsea'den transfer edilmesi kulüp adına önemli bir başarı. Yokluğu dün gece fazlasıyla hissedildi.
Niang: Yılan hikayesine dönen transferi şampiyonlar liginden elenmemize malolsa da iyi bir transfer olduğunun sinyallerini dün 45 dakikada verdi. Niang'tan hariç takımda 4 tane daha gol kralının (Semih, Alex, Gökhan Ünal ve Guiza) olması akıllara “Fenerbahçe'de asıl sorun golcü mü?” sorusunu getirmiyor değil.
Tur belki Kadıköy'de geçilebilir. Ancak gerçekçi olmak gerekirse bu kadro yapısıyla Fenerbahçe'nin büyük hedeflere ulaşması zor görünüyor. Daha transferin bitimine 10 gün var. Kadrodaki yabancı sayısı 9. Banko oynayabilecek düzeyde bir yabancı transferi yapılabilir. Bir stoper, bir önlibero ve sol tarafa savunma yönü kuvvetli bir oyuncu alınması gerekiyor bana göre. Ve bu mevkilerden ikisini yerli oyuncularla doldurma imkanın var sadece. Bu saatten sonra iyisi bulunur mu; Bence çok zor...

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Adım Mesut Göbek Adım Bahtiyar

Spor medyamız transferi "Real Madrid'teki ilk Türk oyuncu" olarak duyurdu. Mesut Özil 15 milyon € bonservis ve yıllık 5 milyon €'ya altı yıllık imzayı attı Real Madrid'e. Hayırlı olsun diyelim. Aslen Türk olması dışında ilgimizi çekmemesi gereken bu transfere sanki Türk futbolunun bir başarısıymış gibi yaklaşan zihniyeti anlamakta zorluk çekiyorum. Kariyerinin hiç bir noktasında Türkiye'de bulunmayan, milli takım tercihini Alman milli takımından yana kullanmış bir oyuncunun sadece Türk anne babadan dünyaya gelmiş olması transferini bu kadar ilgi çekici kılmamalı diye düşünüyorum. Milli takım tercihi konusunda çok içerlemiş yada kızmış değilim. Olaya, olayın bu kadar dışından bakarak yorum yapmak zaten yanlış olacaktır. Almanya'da doğmak, orada o kültürle büyümek, sana tüm emeğin verildiği ülkenin milli takımını seçmiş olmak buradan bakınca "tukaka" görünüyor olabilir ama ben bu konuda Mesut'u çok ta haksız bulmuyorum. Milli takım tercihi üzerine yapılan "Türk milli takımını seçseydi Real Madrid'e gitmesi çok zordu." yorumu da tartışmaya fazlasıyla açık bir durum. Aklıma ilk gelen örnek Barış Özbek'in de milli takım tercihini Türk Milli takımından yana kullanmamış olması geliyor. Ama bu onun futboluna yada futbol pazarına artı bir değer olarak geri dönmedi. Bırakın avrupada üst düzey bir takıma transfer olmayı Galatasaray'da bile kadroya girme konusunda sıkıntılar yaşamakta. Son olarak bu transferle ilgili söyleyeceğim; Elvir Baliç'in önce Bursaspor'da daha sonra Fenerbahçe'de gösterdiği performanstan sonra çok yüksek bir bedelle Real Madrid'e transfer olması bana göre Türk futbolu adına Mesut Özil transferinden daha önemli bir olaydır.