Blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2010 Cuma

Bir Yıl Böyle Geçti

Bir üçyüzaltmışbeş günü daha deviriyoruz. Son saatlerini geçirdiğimiz 2010 yılında blogta neler olup bitmiş şöyle bir değerlendireyim istedim.
9 Şubat 2010 tarihinde yayıma başladığım blogumda bununla birlikte 194 post, 347 resim ve 1 video paylaşmışım sizinle. Sizlerde 38 yorumunuzu yazmışsınız. 7915 kez görüntülenmiş blog şu ana kadar. En çok google üzerinden aranıp (1748), en çok fenerblog sitesi aracılığı ile (419) bloga ulaşılmış. En çok Türkiye'den girilmiş (6397), bunu Amerika (372) ve Almanya (323) izlemiş. En çok bu postlar okunmuş;
Önce Kim Gider? YARIŞMA 207
Spor Toto Süper Ligi 2010-2011 Formaları 205
Balık Hafızamızı Tazeleyelim 197
Madalyonun Öbür Yüzü 131
Süper Lig Formaları #13 106
Ramazan 2016 105
Buradan İzlemek 417,65 TL, Fenerbahçe Sevgisi Paha Biçilemez 100
Biri Caner'i Durdursun  94 defa
Blogta Süper Ligten 43,Tv Yayınlarından 30, Fenerbahçe'den 25, Formalardan 15, FairPlay Liginden 14, Galatasaray'dan 11 ve Beşiktaş'tan 10 defa bahsetmişiz.
En çok Mart ayında (39) yazıp, Haziran ve Temmuz aylarında kafa tatili yapmışız.
16 blogu blog listeme eklemiş, 31 kişi de blogumu takip etmeye başlamış.
Daha çok yazı ve resim, daha çok mutluluk, daha çok başarıyı burada sizlerle paylaşabileceğim bir yıl olmasını diliyorum. Yazdıklarımı lütfedip okuyan, üşenmeyip yorum yazan, bununla yetinmeyip bloguna beni ekleyen tüm dostlar 2010'dan daha güzel bir yıl diliyorum. Sağlıcakla kalın...

15 Kasım 2010 Pazartesi

Bayramınız Mübarek Olsun

Antep baklavası yiyemeden giriyoruz bayrama. Ama bu ilk de değil. Bayram arifesinde oynadığımız maçları kaybetme geleneğini sürdürdü Fenerbahçe. Yine de Tüm Fenerbahçelilere, futbol severlere ve blogu takip eden dostlara iyi bayramlar diliyorum. Görüşmek dileğiyle...

2 Ekim 2010 Cumartesi

Önce Kim Gider? YARIŞMA

2010-11 sezonunun yedinci haftasındayız. Önce Manisaspor daha sonra Eskişehirspor teknik direktörlerini değiştirdi.Aykut Kocaman sezon başından beri diken üzerinde, Rijkaard'ın suyu ısınıyor, Trabzonspor'da işler kötü gitmeye başladı, Yılmaz hocanın Kasımpaşa'sı son sırada vs vs... Hal böyle olunca spor medyamız hergün bir teknik adamı kapının önüne koyuyor. Yerine yeni bir isim yazıyor. Benim de aklıma bunu blogta bir yarışmaya dönüştürme fikri geldi. Spor Toto Süper Liginde görev yapan teknik adamlardan önce hangisinin görevine son verileceği yada istifa edeceği üzerine bir Teknik Direktör Toto yarışması başlatıyorum. Katılımcılara kolaylık olması açısından tüm takımların teknik adamlarını biraz sonra aşağıda yazacağım. Daha hocası belli olmayan Eskişehirspor'un teknik direktörü de yarışmaya dahildir. Burası Türkiye :) Yarışma iki aşamadan oluşuyor. Birincisi tüm teknik adamlar içinde ilk kimin gönderileceğini bilmek. İkincisi ise çok daha fazla ses getireceğini düşündüğüm Bursaspor, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor başındaki teknik adamlardan hangisinin önce gideceğini bilmek. Her ikisini de doğru bilen ve ilk yazan arkadaşıma da küçük bir hediye düşünüyorum. Maddi anlamda çok kayda değer olmasada benden küçük bir anı olacak bişey. Hadi bakalım tahminlerinizi yorum bölümüne bekliyorum.
Not: Yazdığım 5 takımdan sezon sonuna kadar gönderilen olmazsa ilk giden hocayı bilen yarışmayı kazanır.

Edit: Bülent Uygun'un beklenmedik erken istifası yarışmayı sekteye uğratmadı. Yarışma bir sonraki hoca tahmininizle devam etmektedir.

Ertuğrul Sağlam (Bursaspor)
Bernd Schuster (Beşiktaş)
Yücel İldiz (Kardemir Karabük)
Frank Rijkaard (Galatasaray)
Şenol Güneş (Trabzonspor)
Shota Arveladze (Kayserispor)
Aykut Kocaman (Fenerbahçe)
Abdullah Avcı (İstanbul BŞB)
Mehmet Özdilek (Antalyaspor)
Thomas Doll (Gençlerbirliği)
Ümit Özat (Ankaragücü)
Tolunay Kafkas (Gaziantepspor)
Ziya Doğan (Konyaspor)
Samet Aybaba (Bucaspor)
Hikmet Karaman (Manisaspor)
Mesut Bakkal (Sivasspor)
Bülent Uygun (Eskişehirspor)
Yılmaz Vural (Kasımpaşa)

8 Eylül 2010 Çarşamba

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Nihayet Yeniden

Kolay değil, önce Türkiye kupasını kaybet daha sonra yeni bir Denizli faciasını yaşa, şampiyonluğu kaçır. Hem de bu defa anons skandalıyla beraber. Ligin son maçı öncesinde "Bu defa kaybedilecek şampiyonluksa ne Aziz Yıldırım bırakır ortalıkta ne de aklı başında taraftar..." diye yazmıştım ama öngörülerimde yanıldım. Aklımızı başımıza toplamamız uzun sürmedi. Aziz Yıldırım'da hala başkan. Ama keyifle tekrar klavyenin başına geçip yazı yazabilecek kıvama gelmem iki aydan fazla sürdü. Geçenlerde blogu takip eden dostlardan da "neden yazmıyorsun artık?" serzenişini de duyunca "nihayet yeniden" başlamaya karar verdim.
Bu iki ayda kaybedilen iki kupa, vuvuzelalı bir Dünya Kupası, bol yıldızlı bir transfer sezonu, Almanya'da bir dostluk(!) maçı, Avrupa'da hezimetlerin kıyısından döndüğümüz maçlar yaşadık. Bizi renkli, çekişmeli ve bir o kadar süprizlerle dolu bir ligin beklediği gerek şampiyon adayı takımların transferlerinden, gerekse form durumlarından fazlasıyla belli olmakta.
Aklımıza takılan, hoşumuza giden, canımızı sıkan şeyleri, güzellikleri, çirkinlikleri, en önemlisi futbolu bu blogtan gücüm, vaktim ve dilim döndüğünce haykıracağım. Tekrar merhabalar...

25 Nisan 2010 Pazar

100. Post

Bundan 2,5 ay önce başlayan blog yolculuğum 76. gününde 100. postuna ulaştı. Emin olun daha çok resim, daha çok yazı paylaşmış olmak isterdim. Yine de kendi adıma iyi bir performans sergilediğimi düşünüyorum. 1000. hatta 10000. postlarda burda oluruz inşallah. Okuyan, izleyen, yorum yapan tüm dostlara teşekkürler. İlginizi ve eleştirilerinizi bekliyorum. Görüşmek dileğiyle...

2 Nisan 2010 Cuma

Lugano Değil Doruk

Efendim resimdeki yakışıklı Lugano'nun değil bizim Hakan'ın oğlu Doruk.
Aman abicim o el şortun içine girmesin ceza almayalım :)
Numarası yok, adı var....D-O-R-U-K
Bak babacım yendiğimiz zaman GS'li Fırat amcana böyle mesaj atacaksın.

31 Mart 2010 Çarşamba

Bir Derbi Böyle Geçti

Derbiyi arkadaşım Fırat'la izledik. Fırat'la biz Fenerbahçe & Galatasaray gibiyiz. Köpek gibi didişir yine de rakıyı beraber içeriz. Maçtan önce özenerek aldığımız mezeleri, soğuttuğumuz rakıyı masaya koyup içmeye başladığımızda Fırat kendinden emin rakısını tokuşturuyordu. Her seferinde "Galatasaray'a" deyip kaldırdığı kadehini keyifle yudumluyordu. Ta ki 69. dakikada Selçuk Şahin eşşeğin şeyine su kaçırıncaya kadar. O dakikadan sonra içtiği rakıdan yediği mezeden keyif aldımı bilmiyorum ama aklımda kalan hakemin bitiş düdüğünü çaldığında ayakkabılarını çoktan giymiş olduğuydu. Kendisine golden sonra verdiğim bir söz var. "Bu maçı bu golle kazanırsak arkasında Selçuk Şahin yazan 35 numaralı forma alıp giyeceğim." diye. Tutmak farz oldu.

18 Mart 2010 Perşembe

İçimizdeki Amerikalılar

Yukarıdaki istatistik 18 gün içerisinde blogumu ziyaret eden sizlere ait. Çok yeni bir blog olması nedeniyle reytinglerim henüz düşük. Ancak ilginç olan blogun Amerikadan'da takip ediliyor olması. Sevgili kuzenim Amerika'da ancak futbolla pek ilgilendiğini sanmıyorum. Rusya ve Avusturya'dan giriş yapan dostları tanıyorum. (Ercan ve Cemal Abi teşekkürler.) Çok uzaklardan blogu takip etmeye çalışan dostlar (Amerika ve Suudi Arabistan) kendilerini tanıtırlarsa daha da mutlu olacağım. Bu arada yorum ve eleştirilerinizi nuralkural@gmail.com adresine de gönderebilirsiniz. Facebook'ta YORUMA AÇIK isminde bir grubum da var oraya da katılabilirsiniz. Görüşmek dileğiyle...

9 Şubat 2010 Salı

Hayırlı Olsun

Uzun soluklu olması dileğiyle çıkıyorum yola. Bu defa tek başıma. Futbol blogları ile tanışmam iki yıl öncesine dayanıyor. Bir dostla birlikte başladığımız o serüven ne yazık ki bitmek zorunda kaldı. Şimdi yepyeni bir blogta daha çok futbol diyerek "Vira Bismillah"