Az sonra yazacaklarımın bir benzerini 16 Kasım 2009 tarihinde eski blogumda da yazmıştım. Dileyen buradan bakabilir. Basketbolda Fenerbahçe Ülker'i arada sırada yendikleri (evet yanlış okumadınız arada sırada yendikleri) her maçtan sonra "Potada Bir Aslan Klasiği" başlığını atmayı bir halt zannediyor Galatasaray Kulübü.
Geçen sezonun 5. haftasında 74-72 yendikleri maçtan sonra da aynı başlığı atmışlar, Cemal Nalga skandalından sonra maç federasyon tarafından 20-0 Fenerbahçe Ülker lehine tescil edilmişti.
Klasik kelimesinin anlamını on senedir Kadıköy'de öğretme çabalarımız demek ki boşunaymış. Klasik, rakibini 10 sene üst üste kendi evinde yenip, onbirinci sene berabere kaldığında rakibin üçlü çekerek sevinmesidir sevgili Galatasaraylılar. Yoksa son 5 sezonda oynadığın onbir maçın sadece üçünü kazanmış olman sana bu başlığı attırıyorsa bunun altında arayacağım tek şey "eziklik"ten başka birşey değildir.
Kimse yazdıklarımı yanlış anlamasın. Dünkü alınan galibiyeti Galatasaray sonuna kadar hak etti. Tebrikte ediyorum. Ama şu gevşekliği de yapmayın Allah aşkına. Kimi kandırıyorsunuz? Amatör şubelerdeki rekabette açık ara önde olan Fenerbahçe'yi, resmi sitenden böyle manşetlerle mi alt etmeye çalışıyorsunuz?
Son beş sezona ait (Federasyonunun resmi sitesinde son beş yılın verileri olduğu için) iki takım arasında oynanmış maçların skorları aşağıda. Bu beş yılda Fenerbahçe adına kazanılmış üç şampiyonluk, bir Cumhurbaşkanlığı kupası ve bir Türkiye kupası var. Klasikçiler sizde ne var?
2010-2011 SezonuGalatasaray CC-Fenerbahçe Ülker : 67-56
2009-2010 Sezonu
Galatasaray CC-Fenerbahçe Ülker : 0-20
Fenerbahçe Ülker-Galatasaray CC : 81-77
2008-2009 Sezonu
Galatasaray CC-Fenerbahçe Ülker : 78-62
Fenerbahçe Ülker-Galatasaray CC : 89-62
2007-2008 Sezonu
Galatasaray CC-Fenerbahçe Ülker : 88-77
Fenerbahçe Ülker-Galatasaray CC : 76-72
2006-2007 Sezonu
Fenerbahçe Ülker-Galatasaray CC : 75-64
Galatasaray CC-Fenerbahçe Ülker : 57-91
Fenerbahçe Ülker-Galatsaray CC : 76-70 (Play-Off)
Galatasaray CC-Fenerbaçe Ülker : 64-69 (Play-Off)
* Galatasaray'ın kazandığı maçlar koyu renkle gösterilmiştir.







2010'un ilk derbisiydi. Beşiktaş kazanmak, Galatasaray da liderliğini korumak istiyordu. Galatasaray'da eksikler çok, Beşiktaş'ta tek eksik başkan Demirören'di. Karşılaşmada verilmeyen bir penaltı, çizgiyi geçip geçmediği belli olmayan bir pozisyon, kaleciye faul yapılarak atılmış bir gol vardı ama maçtan sonra basında ve her iki kulüpte de ortalık süt liman görünüyordu. Sanırım bu ülkede üzerine konuşulan tek derbi Fenerbahçe-Galatasaray derbisi. Pazar gecesi olanlar Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde olmuş olsaydı hala bunlar yazılıp çiziliyor olurdu. Oysa bugün konuşulan pazar günkü derbi değil Fenerbahçe-Bursaspor maçı. Beşiktaş ve Galatasaray arasındaki ebedi dostluğun dozu, ezeli rekabeti fazlasıyla olumsuz etkilemiş görünüyor.
Dünkü maçtan birkaç saat önce Adnan Polat Divan kurulunda üyelere seslenirken “3 kulvarda mücadele ediyoruz 5 kupayı da istiyoruz.” açıklamasını yapıyordu. Lig ve Türkiye Kupası şampiyonluğunun yanında ikinci UEFA kupasını da istiyordu başkan. Bununla da yetinmeyip hayalini iki Süper kupayla da süslüyordu. Büyük takımların büyük hedefler koyması kadar doğal bir şey olamaz hiç kuşkusuz. Ancak ligin ilk yarısının sonlarında başlayarak devam eden süreçte Galatasaray'daki kan kaybı koyulan hedefleri her zamankinden daha uzağa taşımış durumda. Baros ve Kewell'ın sakatlıklarından sonra takımdan gönderilen Nonda ile başlayan forvetsiz takım hüviyeti yeni transfer Jo'nun sakatlanmasıyla zirve yaptı. Dün akşam da Antalyaspor'u 3-2 yenmelerine rağmen ilk maçtaki 2-1 lik mağlubiyet nedeniyle Türkiye kupasına üst üste beşinci defa çeyrek finalde veda etmek zorunda kaldılar. Böylece üç kulvardan ve beş kupadan birer tanesi artık hedefte yok. 